Being rich as an artist is like, having only 6 colours, yet knowing that you can create a whole spectrum with those!
Yesterday I received the blessings of the mother nature! Now I had a third eye 😝🍃🌳👀🙏 #savasana #savasanadiaries #yoga #illustration #doodle #sketch #inspiration  (at Cihangir Yoga İstinye)

Yesterday I received the blessings of the mother nature! Now I had a third eye 😝🍃🌳👀🙏 #savasana #savasanadiaries #yoga #illustration #doodle #sketch #inspiration (at Cihangir Yoga İstinye)

Tomatoes that didnt work… 😒 #feelingsonottalented #artistblock #watercolorishardwork #realismsucks

Tomatoes that didnt work… 😒 #feelingsonottalented #artistblock #watercolorishardwork #realismsucks

Başka Sesler, Başka Odalar

        Karasızlık çok kötü bir şeymiş! Bogart Jaman’da çalıştığım sıralar, buradan ayrıldıktan sonra ne yapmak istediğim konusunda kararsızlık içinde yüzerken birkaç iş görüşmesine gittim. İlk gittiğim iş görüşmelerinde, New York standartlarına göre kendimi yeteneksiz bulduğumdan yaptığım kendimi sanatçı olarak nasıl pazarlamam gerektiğini bilemedim. Bu konularda kendime güvenim gelmeye başladığındaysa artık iş bulmak için çok geç olduğunu düşünüyordum – mezuniyetimin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen tam zamanlı iş bulamamıştım. 

        Yavaş yavaş New York maratonunun sonuna geldiğimi hissediyordum. Burada beş sene kaldıktan sonra Türkiye’ye dönmek ürkütücü geliyordu. Sanki dönersem bir daha gidemeyecekmişim – hayatımdaki komik hikayeler bitecekmiş – gibi bir hisse kapılıyordum. En iyisi hiç dönmemek, başka bir ülkeye gidip yeniden başlamak olacaktı. O anda en çok gitmek istediğim ülke Arjantin’di. Hem Arjantin’den çıkan animasyon işlerine bayılıyordum, hem de hayat Arjantin’de çok ucuzdu.

        Sonra günlerden bir gün, eski bir anı girdi rüyama. Çok uzaklardan, İstanbul’dan sesleniyordu bana. Ben de bunun üzerine vazgeçtim Arjantin’den, başka hayaller kurana kadar İstanbul’a taşınmaya karar verdim. 

++

Kader mi, kaderci mi karar verir hayata?

        2003 yılının sıcak bir Haziran günü, babamların İstanbul’daki arkadaşlarından birinin evine gelen falcı kadına su falı baktırmaya gitmiştik. Küçükken evlere, kadınların ‘altın günleri’ne gelen falcıları çok duymuştum ama küçük olduğum bahanesiyle bana hiçbir zaman fal bakmazlardı. Artık lise sona geçmekte olan bir kız olarak geleceğim hakkında küçük ipuçları duymam çok önemliydi halbuki. Liseden sonra nereye gideceğimi, nasıl bir okula gireceğimi öğrenmek için sabırsızlanıyordum. 

        Falcı kadının geleceği evde, ev sahiplerinden başka kimseyi tanımıyorduk. İçeride bizden başka yaşları 25 ila 40 arasında değişen beş altı kadın daha vardı. Kadınlar kendi aralarında kıkırdayıp, falcı kadın hakkında dedikodu yapıyorlardı. Etraftaki kadınlarla tanıştırıldıktan sonra bir köşeye oturup sıramı beklemeye başladım.

“Sen sanatla uğraşıyorsun doğru mu?” diye sormuştu falcı kadın, sonra su dolu bardağı elinde bir tur çevirmişti. 

“Evet sanatla uğraşıyorum.” diye doğruladım. Kadına daha fazlasını söylemek istemiyordum, falcıların fala baktıranların verdikleri cevaplar doğrultusunda yeni şeyler söylediklerini biliyordum.

“Tiyatro mu yapıyorsun? Oyuncu olmak istiyorsun belki?”

Bilemedi işte! “Birinci hakkını kaybetti!” diye düşündüm.

“Yok hayır. Ben animasyon, çizgi film okumak istiyorum!”

“Hmm.. Çiziyorsun yani!” dedi kadın gözlerini su dolu bardaktan çekmeden. Elinde bardağı bir daha salladıktan sonra gözlerini gözlerime dikti. 

“Uzun bir yol görüyorum sana burada, üzerinde bir bayrak var! Hatta aslında iki tepe var bayraklı! Yurt dışına mı gideceksin okumaya?”

Bu sefer hayretle “Evet!” dedim. Halbuki İstanbul’da liseden sonra yurtdışına okumaya giden onlarca insan vardı. 

“Çok istediğin iki okul olacak, ikisine de kabul edileceksin! Ama içinde iki tane ‘T’ harfi olan bir yere gidiyorsun!” Iki tane ‘T’ harfi deyince yüreğim hop etmişti. Ben zaten Pratt’e gitmek istiyordum. 

“Evet, evet! İçinde iki tane T harfi olan bir okula gitmek istiyorum bende!” dedim heyecanla. ,

Artık kulak kesilmiş, sadece falcı kadını dinliyordum. Kadın gelecek aşklarım ve ailemle ilgili birkaç şey söyledikten sonra, “Söyleyeceklerim bu kadar! Sormak istediğin bir şey var mı?” dedi. 

Sormak istediğim tonlarca soru vardı tabii ki!

‘O’ beni hiç sevecek miydi?

Amerika’da mutlu olacak mıydım?

Kaç yaşında evlenecektim?

Kaç çocuğum olacaktı?

Kaç yaşında ölecektim?

İleride nasıl bir işim olacaktı?

Ama bunların hiçbirini sormaya cesaretim yoktu açıkçası. Belki de cevapları duymak istemiyordum. Zamanı gelince öğrenecektim nasılsa!

“Nerede yaşayacağım?” dedim kendinden emin olmayan bir sesle. O zamanlar cevabın Amerika olacağından yüzde yüz emindim. 

Kadın elindeki su bardağını bırakmış, cebinden çıkardığı tarot destesini elinde karmaya başlamıştı. Birkaç kart çektikten sonra, “İstanbul!” dedi.

“Dışarıda dört beş sene kaldığını görüyorum ama dönüp İstanbul’da yaşayacaksın!” diye ekledi. 

“İstanbul mu? Ama ben İstanbullu bile değilim ki!”

“Bilemiyorum. Kartlar öyle gösterdi. Ama yaşayıp, yaşamamak senin elinde! Bence zamanı geldiğinde İstanbul’a bir şans ver, burada da güzel anıların olacak!” dedi.

Kafam karışık, falcının karşısındaki koltuktan kalktım.

 İstanbul mu? Ama ben California’da yaşamak istiyorum!

 ++ 

Bulutların Hüznü

Geldi mi Ağustos un yirmisi,                           

Bir hüzün çöker bulutlara…

Guneşten gözlerimiz hala kamaşıyor olsa da,

İnceden titremeye baslar yapraklar, rüzgarla…

Geldi mi Ağustos un yirmisi,

Bir ağırlık çöker kalbine,

Belki de sonbaharin yaklaşması,

Yaprakların solup ölüyor oluşudur

seni hasta eden. 

Yada bunca yılın altında birikmiş 

Hayal kırıklıklarıdır ayaklarının altına

Umarsızca çöken. 

Bazen insanın bel kemiği,

Taşıyamaz birikmiş üzüntüleri. 

Beklentilerdir bizi hasta eden,

Hayalini kurup da 

yaşayamadiklarımızı taşırız her gün 

dudaklarımızın ucunda.

Dilimiz bazen bıçak olur,

sevdiklerimizi keser de

farkına varmayız…

Hepsi sonbahardandır işte, 

zaman geçerken 

yapamadıklarımızı hatırlatır bize 

solan yapraklar.  

Geldi mi Ağustos un yirmisi,

Bulutların hüznü yerleşir gözlerine. 

Hiç anlayamadım seni.

Bulutların hüznünü gözlerine yerleştirişini…

Her sonbahar gelen kırgınlıklarını, kızgınlıklarını.

Hayal kırıklıklarını ve hayallerini… 

Ne eski seni, ne şimdiki seni hiç tanımadım sanki,

Bir insan annesine bu kadar uzak olabilir mi?

The other night I had this uneasy feeling during my savasana time.. Instead of relaxing I kind of wanted to quit resting even though I had a really nice day and was feeling good! Then I realized that it is some kind of an energy flow that the uneasiness didnt actually belong to me. It was someone elses. Our bodies and spirits are reflective, they can act like a mirror. And sometimes, its hard to realize that some emotions, fears or even thoughts dont belong to us, but others… Its hard to explain, its also hard to accept. #savasanadiaries #savasana #cihangiryoga #illustration #doodle #inspiration #sketch  (at Cihangir Yoga İstinye)

The other night I had this uneasy feeling during my savasana time.. Instead of relaxing I kind of wanted to quit resting even though I had a really nice day and was feeling good! Then I realized that it is some kind of an energy flow that the uneasiness didnt actually belong to me. It was someone elses. Our bodies and spirits are reflective, they can act like a mirror. And sometimes, its hard to realize that some emotions, fears or even thoughts dont belong to us, but others… Its hard to explain, its also hard to accept. #savasanadiaries #savasana #cihangiryoga #illustration #doodle #inspiration #sketch (at Cihangir Yoga İstinye)

I had an uplifting moment yesterday. Also kind of felt like a rock because the flow was quite hard and I cant bend my bones quite easily…(ps.So interesting to see the tendency of a style change in my art… Its like realizing that u are on the edge of growing up.) #savasana #savasanadiaries #cihangiryoga #illustration #doodle #sketch  (at Cihangir Yoga İstinye)

I had an uplifting moment yesterday. Also kind of felt like a rock because the flow was quite hard and I cant bend my bones quite easily…(ps.So interesting to see the tendency of a style change in my art… Its like realizing that u are on the edge of growing up.) #savasana #savasanadiaries #cihangiryoga #illustration #doodle #sketch (at Cihangir Yoga İstinye)

#savasanadiaries are back! Yesterday it felt like I was sleeping in a lavender field with sunflowers growing on my eyes… #cihangiryoga #savasana #illustration #doodle #sketch  (at Cihangir Yoga İstinye)

#savasanadiaries are back! Yesterday it felt like I was sleeping in a lavender field with sunflowers growing on my eyes… #cihangiryoga #savasana #illustration #doodle #sketch (at Cihangir Yoga İstinye)

Hadi istanbul, ankara, buyuk, kucuk, her turlu tatilini yapan, yapamayn amca, teyze, genc, popcu, topcu, indie, sevgili biricik vatandas. #oyver #boyvermeoyver #oyveotesi #oveo #cumhurbaskanligi #secim

Hadi istanbul, ankara, buyuk, kucuk, her turlu tatilini yapan, yapamayn amca, teyze, genc, popcu, topcu, indie, sevgili biricik vatandas. #oyver #boyvermeoyver #oyveotesi #oveo #cumhurbaskanligi #secim